Şeytan bizi buraya toplayabilmek için en az üç çift ayakkabı eskitmiştir herhalde.
Yoksa kentten ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, dışına asla çıkamadan, bir limbodan diğerine mi geçiyorsun yalnızca?
“Monday, we burn Miller … Tuesday, Tolstoy … Wednesday, Walt Whitman … Friday, Faulkner … and Saturday and Sunday, Schopenhauer and Sartre. We burn them to ashes and then burn the ashes. That’s our official motto.”
Fahrenheit 451 (1966)

“Monday, we burn Miller … Tuesday, Tolstoy … Wednesday, Walt Whitman … Friday, Faulkner … and Saturday and Sunday, Schopenhauer and Sartre. We burn them to ashes and then burn the ashes. That’s our official motto.”

Fahrenheit 451 (1966)

“She might have fooled me, but she didn’t fool my mother.
Psycho (1960)

“She might have fooled me, but she didn’t fool my mother.

Psycho (1960)

(theodorafitzgerald gönderdi)


 Buster Keaton in The Playhouse.

Buster Keaton in The Playhouse.

Tezer Özlü, Peter Weiss 1983

Tezer Özlü, Peter Weiss 1983

(kalanlar gönderdi)

Tezer Özlü 1982

Tezer Özlü 1982

(kalanlar gönderdi)

Argia’yı diğer kentlerden farklı kılan, hava yerine toprakla kaplı olması. Yollar tümüyle toprakla örtülü, odalar tavanlarına kadar kille dolu, her merdivenin üzerinde başaşağı bir merdiven daha var, çatıların tepesine çökmüş ağır kaya-toprak katmanları bulutlu bir gökyüzünü andırıyor. Sakinler solucanların açtığı dehlizleri, köklerin uzandığı yarıkları genişleterek kentte dolaşabiliyorlar mı bilmiyoruz: rutubet çürütüyor gövdeleri, çok güçsüz bırakıyor; onlar da hareketsiz uzanmayı yeğliyorlar, her yer karanlık zaten.

Argia’ya ait hiçbir şey görünmüyor yukarıdan; “orada, aşağıda” diyenler var, inanmaktan başka çare yok; her yer ıssız. Geceleri kulağını yere dayadığında arada bir, bir kapının çarptığını duyuyorsun.

Anlatıya yön veren şey, ses değil kulaktır.
Belleğin imgeleri bir kez dile vurulup sözlerle sabitleşti mi silinip gider.
Yaşamda bir an geliyor, tanıdığın insanlar arasında ölüler canlılardan çok oluyor.
Bir kentte en hayran kaldığım şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır.
Kentleri de rüyalar gibi arzular veya korkular kurar.
Başka yer, negatif bir aynadır. Yolcu sahip olduğu tenhayı tanır, sahip olmadığı ve olmayacağı kalabalığı keşfederek.